şömine salonlarda ates yakilan onu acik ocak..hayalimdeki evin vazgecilmez bir parcasi..
ozellikle dag evlerinin vazgecilmez bir parcasi olan ama ayni zamanda artik
bircok yazlik evde de tercih edilen şömine , isinmaktan ziyade guzel goruntu olusturmasi
ve birtakim yiyecek maddelerini pisirmek icin kullanilan, onune minder
koyulup muhabbet edilmesi sart olan estetik gorunumlu sey.
zevk, dinlenme ve lüxün timsali. aynen kahve gibi.
artik ne yazik ki dogalgazla
calisanlarinin da icat olundugu ve mertligin bozuldugu edevat. eger mumkunse bu
yukselen trende direnilmeli, mutemadiyen
icinde odun yakilan, eski, gercek şömineler tercih edilmelidir. korlasmis
odunlardan gelen citir sesleri
dinlenmelidir. pencereden disarida yagan yagmur veya kar izlenmelidir.
şöminenin onune yayilip kahve icmenin de tadina doyum olmuyormus, bugun tekrar tasdik ettim.
oda içi yerine balkonda bulunanı=barbekü denir
ateşin huzur veren etkisini ev ortamına taşıyan aparat şömine.
işlevselliği bi yana, sadece ateşi izlemenin ve sesini dinlemenin kafi geldiği, şarap, kedi ve doğru kişi üçlemesiyle desteklendiğinde zamanın dışına taşabilmenize imkan tanıyan ev aksesuarı. şömine gelir
ancak işlevseli;dogru ımal edılenı ve montajlananı makbul olan, uzerındekı cıkıntılara ne konulsa yakısan,, ısınma aracı ve dekorasyon simgesi
fransızca "cheminée"den dilimize geçmiş, öztürkçesi oda ocağı, ya da ocak olan sözcük.
tutkulu bir kadın gibidir şömine, çıtır çıtır yanarken izlemesi güzeldir, ateşini söndürüp bütün zevki kaçırmaya hiç gerek yoktur, en azından acelesi yoktur.
gülen yüzüyle mekanımızı şenlendiren şömine alevi.birlikte gezdigimizde petronas kulelerini insanlara animsattigimizi hissettiren yazar
hangi şömine esprisine malzeme olan alet/edavat
yarim elma gonul alma nedir bilmez hiç kendisi..
yaşama alanında samimi ve sıcak bir etki yaratan, mangalsal egoları dürtükleyen yapı
eski evimizde yaklaşık yirmi yıl kadar kullandığımız ev ısıtma aracıdır. bir evin içinde var olması ülke şartlarımızda genellikle lüks olarak algılansa da biraz beceri ile kısıtlı bütçelerle de edinilebilir. apartman hayatında edinilmesi pek mümkün olmamakla beraber, ülkemiz insanının aklında "aa, evimde bir şömine olsun" düşüncesinin olduğunu da pek sanmıyorum. genellikle külü vs.si gelir akıllara..daha ziyade salonlarda görüntü olsun diye yapılan ve bir de nuri alço'nun, önündeki ayı postu üzerinde hatun götürmek için kullandığı alet olarak bilinir. oysa gerçek başkadır.
eski evimizde salonun ortasında yapmıştık bu aleti. el emeği göz nuru..yabancı bir kitaptan almıştık ölçülerini vs..o evden çıkana kadar yaklaşık yirmi yirmibeş yıl kadar kullandığımız bu alet hakkındaki deneyimlerimi şöyle anlatabilirim.
doğru ölçülerle yapılmış bir şömine, ortalama kırk metrekareyi rahatlıkla ısıtabilen bir alettir. ısıtılacak mekândaki en önemli şart, yerlerin parke olmasıdır. yerlerin parke olmadığı bir salonda şömine yeterince verimli olmaz. hatta parkenin kalitesi, parke üzerine atılmış verniğin kalitesi bile bu işte önem taşır. şömine bacaları, normal soba bacalarından biraz daha geniş olur. 20-22 cm çapında olması gerekir, iyi bir şömine bacasının. şöminenin ısı verme kabiliyetini, içinin açıları belirler. ateş tuğlasından örülmüş bu iç kısmın açıları doğru şekilde yapılmamışsa, alet ancak kendini ısıtır
çok keyifli bir alettir. yakmak için kullanılan maşa , temizlikte kullanılan kürek vs gibi aletlerin yanında, ateşi canlandırmak için bir tane de ince uzun boru bulunur. bu boru vasıtasıyla ateşin köz kısımlarına üflenir ve canlanması sağlanır. üfleme sırasında nefes almak için enayi gibi yine boruyu kullanırsanız, külleri yutarsınız ama birşey olmaz (evet ben de yuttum ilk acemilik zamanlarımda) . kış geceleri, közde kahve yapmak, çay demlemek, zaman zaman mangal yapmak vs çok zevklidir. kömür kullanmadığınız için zehirlenme tehlikesi sobaya oranla çok azdır. yangın tehlikesine karşın önüne bir tel gerilerek yatılabilir veya tamamen söndürülüp temizlenir. şöminenin ortama doğrudan bir romantizm kattığını rahatça söyleyebilirim..ateşin başında sohbet etmek, kitap okumak, televizyon seyretmek vs..koltuktakinden çok daha farklı , çok daha keyif vericidir. allah herkese şömineli bir ev nasip etsin..amin.
büyük savaşlar neticesinde kendisini mis gibi yakmayı, söndürmeyi, kontrol etmeyi öğrendiğim, bünyesinde yaktığı odunların çıtırtısında dalınan uykunun, dünyanın en tatlı uykusu olduğunu bana bizzat kendisi kanıtlayan ev şeysi.
jaws ile buyuyen bunyeler nasil kopekbaligindan korkuyorsa, beynimizde de basklarinca sunulmus somine tiplemesi vardir. somine tip nasildir? somine diyince aklina 2 durum gelen ve bu 2 durumdan hangisini sececegine karar vermeyen kisi somine tiptir.
- somine size neyi cagristiriyor?
- bende tek bir seyi cagristirmiyor. aklima ilk gelen bir sahne: somine, onunde bir ayi postu, ustunde kirmizi sarap, 2 kadeh, ates, atesin citirtisi, romantizm, ask, sevgi, sehvet; derken akabinde bir korku filmi cikip geliyor zihnime dag evinde gencler ve birden somine sahnesi kana bulaniyor!
- evet devam devam...
- o sahne orada bitiyor ancak bende somine devam ediyor, icinden bocekler, ruhlar...
- uzanmak ister misiniz gecmisinize donelim???
"şömine" olarak da algılanabilir. öyle bir mine'dir ki "şömine" dedirtir.
şehvetiyle, azmiyle, rahatlığıyla sizi de "so" siz yapar.
ps: buradaki "şömine" dilimizdeki "pekala" manasıyla kullanımdadır.
mutluluk odunu sobası...
80'lerin türk filmlerinde, "zengin" şahısların o olmadan sevişemedikleri zımbırtı.
fakir: ne güzel eskiden kestane çizip sobanın üstünde pişirirdik...
zengin: biz de... şömine önünde... kestane çizip... hey gidi günler!
ufaklık dicem ama boy pos onda..yanında minnak kalıyor insan. yaşıt olsaydık iyi kudururduk ama ben bir kazulet o bir çıtır. yine de bir ümit doldursun time sheetini, öpsün elimi bakarız bir çaresine. beni çok seviyor ya ah edince tutuyor ya korkmasın bizim ufaklık...ahımız ibişlere
|
|
|